KULA BELA GELMEZ HAK YAZMADIKCA...HAK BELA YAZMAZ KUL AZMADIKCA.....

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH IN ADIYLA

Allah'ım! ......kanadı kırık kuş gibiyim....Uçsam uçamıyor,göçsem göçemiyorum.....Yarım bırakılmış bir düş gibiyim......Yardan da serden de geçemiyorum....Menzile ermeme korkusu sardı benliğimi....Malum kanadım kırık,gönlüm bin pare!....Ey kalpleri evirip çeviren,ey gönüller sahibi!....yaraları saran,dağılanı toplayan Sensin!....Varlığım Senin varlığının şahidi!.....Varlığım Senin Rahmetinin şahidi!....




YUSUF NURUM UN BLGUNDA ŞU ANDA

KİŞİ BULUNMAKTADIR.

HER ZERRENİN GÖNLÜNDE BİR SARAY VARDIR.AÇMASINI BİLMEZSEN KAPALI KALIR SANA.HZ MEVLANA - Blogcu






HER ZERRENİN GÖNLÜNDE BİR SARAY VARDIR.AÇMASINI BİLMEZSEN KAPALI KALIR SANA.HZ MEVLANA

4/5/2007 - ---------------HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDUMU...???????

Kategori: din

* FAKİRLERLE BİRLİKTE YERDİ; ÖYLE Kİ ONLARDAN AYIRT EDİLMEZDİ.

 

* SADE KIYAFETLER GİYER, GÖSTERİŞTEN HOŞLANMAZDI.

 

* HER ZAMAN HÜZÜNLÜ VE MÜTEBESSİM BİR HALETLE DURURDU.

 

* AYET ÜZERE SARF EDİLEN HİÇBİR KÖTÜ SÖZÜ AĞZINA ALMAMIŞTI.

 

* SIKINTI HALLERİNDE KABALAŞMAZ, BAGIRMAZDI.

 

* KAPISINA YARDIM İÇİN GELEN KİMSEYİ GERİ ÇEVİRMEZDİ.

 

* BİRGÜN KENDİSİNDEN YAŞÇA KÜÇÜK BİR DOSTUNUN

   OMUZLARINDAN TUTARAK ŞÖYLE DEMİŞTİR:

   "SEN DÜNYADA GARİP BİR KİMSE YAHUT BİR YOLCU GİBİ OL"

 

* YÜRÜRKEN BERABERİNDEKİLERİN GERİSİNDE YÜRÜRDÜ; 

   AYAKLARINI YERDEN CANLICA KALDIRIR, İKİ YANINA SALINMAZ,

   ADIMLARINI GENİŞ ATAR, YÜKSEK BİR YERDEN İNER GİBİ ÖNE 

   DOGRU EGİLİR, VAKAR VE SÜKUNETLE RAHATÇA YÜRÜRDÜ.

 

* GERÇEGE AYKIRI ÖVGÜYÜ KABUL ETMEZDİ.

 

* HER ZAMAN AGIRBAŞLIYDI.

 

* KELİMELERİ PARILDAYAN İNCİ DİZİLERİ GİBİ TATLI VE BERRAKTI.

 

* BİR TOPLULUKTA BULUNDUGU ZAMAN BİR ŞEYE GÜLERLERSE, O DA

   GÜLER; BİR ŞEYE HAYRET EDERLERSE, ODA ONLARA UYARAK HAYRET

   EDERDİ.

 

* HİÇ KİMSEYİ NE YÜZÜNE KARŞI, NEDE ARKASINDAN KINAR VE NE DE

   AYIPLARDI.

 

* KİMSENİN KUSURUNU ARAŞTIRMAZDI.

 

* KİMSEYE HAKKINDA HAYIRLI OLMAYAN SÖZÜ SÖYLEMEZDİ.

 

* YANINDA EN SON KONUŞANI İLK ÖNCE KONUŞAN GİBİ DİKKATLİ 

   DİNLERDİ.

 

* UMANI, UMUTSUZLUĞA DÜŞÜRMEZDİ.

 

* HOŞLANMADIĞI BİRŞEY HAKKINDA SUSARDI.

 

* DAİMA DÜŞÜNCELİYDİ.

 

* SUSMASI KONUŞMASINDAN UZUN SÜRERDİ.

 

* LÜZUMSUZ YERE KONUŞMAZ; KONUŞTUGUNDA NE FAZLA, NE EKSİK

   SÖZ KULLANIRDI.

 

* DÜNYA İŞLERİ İÇİN HİÇ KIZMAZDI.

 

* KÖTÜ SÖZ SÖYLEMEZDİ.

 

* AFFEDİCİLİĞİ TABİ İDİ. İNTİKAM ALMAZDI.

 

* KENDİSİNİ ÜÇ ŞEYDEN ALIKOYMUŞTU:

   1) KİMSEYLE ÇEKİŞMEZDİ.

   2) ÇOK KONUŞMAZDI.

   3) BOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞMAZDI.

 

* SABAHLARI EVİNDEN ÇIKARKEN ŞÖYLE DERDİ.

   "İLAHİ, DOGRU YOLDAN SAPMAKTAN VE SAPTIRILMAKTAN, 

     KANMAKTAN VE KANDIRLMAKTAN, HAKSIZLIK ETMEKTEN VE

     HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN, SAYGISIZLIK EDİLMEKTEN SANA 

     SIĞINIRIM."

 

* KONUŞURKEN YÜZÜNÜ BAŞKA TARAFA ÇEVİRMEZ, BULUNDUĞU 

   MECLİSTE AYRICALIKLI BİR YERE OTURMAZDI.

   

* SIRADAN DEGİLDİ; AMA SIRADAN İNSANLAR GİBİ YAŞARDI.

 

 

O, MUHAMMED PEYGAMBERDİ...?

                        (S.a.v.)   

  

 

 

5 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz?Bağlantı

19/4/2007 - ____NASİHAT MEKTUBU_______

Kategori: din

hacı abdullah baba arafatta

 

 

Bu mektup; mirza menü cehre yazılmış olup nasihat vermekdedir.

ALLAH'u teala hayırlı ömürler buyursun.

saadet iyilik verip başınızdan gecen acıları unuttursun.

 

Yavrum? ....genclikde nefsin arzuları insanı kapladıgı gibi ilm ögrenilecekdir,ibadet yapılacak en karlı zaman gencliktir.

Genclikde şehvetin,asabiyetin kapladıgı anlarda anlarda islamiyetin bir emrini yerine gedirmek ihtiyarlıkda yapılan aynı ibadetden cok üstün ve kıymetli olur.

(hele başka manilerde araya katılırsa unları dinlemeyip yapılan ibadetin sevabı okadar cokdurki ancak ALLAH'u teala bilir.)

çünkü maniler karşısında ibadeti yapmak güclülügü ,sıkıntısı o ibadetlerin şanını şerefini ğöklere cıkayır mani olmayarak kolay ibadetlar aşagıda kalır bunun icindirki insanların yüksekleri meleklerin yükseklerinden daha üstün olmuşdur.

Çünkü insanlar maniler arasında hizmet ediyorlar melekler ise mani olmadan emre itaat ediyorlar .harp zamanında askerlerin kıymeti artar ve muhaberede ufak bir hizmetleri sulh zamanındaki büyük gayretlerinden daha kıymetli olur.

Genclik arzuları ALLAH'u tealanın düşmanı olan nefsin ve şeytanın sevdigi şeylerdir.

İslamiyete urgun şeyler ise ALLAH'U teallanın sevdigi şeylerdir

ALLAH' tealanın düşmanlarını sevindirip bütün nimetleri veren hakiki sahibi kazaba gedirmek akıllı ve zeki insanların yapacagı şey degildir. ALLAH'u teala hepimize akla uygun şeyler nasip edip nefse şeytana zındıkların yani müslüman ismini taşıyan din düşmanlarının sözlerine ve yazılarına aldanmakdan muhafaza buyursun.

Hele dinsizlerin müslümanlarla alay edenlarin cogaldıgı müslüman evlatlarını dinden cıkaran propanganların yaygın oldugu zamanda az bir ibadete dogru olmak şartı ile kat,kat, cok sevap verilecekdir.

 Pergamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu .

"Ey eshabım:siz ögle zamanda geldiniz ki ALLAH'u tealanın emirlerinden onda dokuzunu yapıp birini yapmazsanız helak olursunuz. cehenneme gidersiniz.

Bir zaman gelecekki o zamanın mü'minleri emirlerin birini yapabilip dokuzunu bıraksalar cenemden kurtulurlar o zamanda imanı olanlara mücdeler olsun...."

Yüce ALLAH'ım bizleride cennete   girenlerden eylesin inşallah..

                                                 büyük ilmihalden alınmışdır.

 

 

 

2 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz?Bağlantı

16/4/2007 - İMANI BOZAN HUSUSLARA DİKKAT! tevfik amcandan hediye

Kategori: tasavvuf

HAFIZ MUSTAFA URGENÇ ROTTERDASM

 

İMANI BOZAN HUSUSLARA DİKKAT!

 

Ey Hak yolunun yolcusu Salih kardeş! Malumdur ki; Mü’mini kafirden ayıran tek özellik İmandır. İman, mü’minin tek sermayesidir. İmanın rükünlerinden birini ihlal etmek, Allah ve Resulü ile olan sözleşmeyi bozmak demektir. Allah ve Resulünün verdiği hükümlerle alakalı hususlarda gösterilecek en ufak bir şüphe, imanı ortadan kaldırır. Allah ile yaptığın anlaşma, dünyada ona kulluk etmen ve ahirette de O’nun sonsuz nimetlerinden nasiplenmendir.

Allah ve Resulünün hükümleri, O’nlara derin saygı duyan kimseler için selamet caddesidir. Böyle kimselere, Allah ve Resulünün hükümleri hiçbir zaman ağır gelmez. Onlar bu caddede, emniyet içerisinde yürürler. Allah ve Resulüne karşı saygısız davrananlar ise; şüphe dalgalarına kapılarak, yönlerini kestiremezler. Bu itibarla, Allah ve Resulüne son derece saygılı olmalısın. Onlara karşı göstereceğin en ufak bir saygısızlığın, kendi aleyhine olacağını unutmamalısın. İmanı koruma yolunda şifa olacak birkaç reçete var ki, şimdi bu hususlara dikkat et:

Allah’a Şirk koşma!: İmanı bozan hususların başında, Allah’a Şirk koşmak gelir. Şirk; gerek Uluhiyette ve gerekse Rububiyette Allah’ın hakimiyetine bir kısım varlıkları veya bir kısım ideolojileri ortak kabul etmektir. Bunun için Allah katında bu durum zulmün en büyüğü olarak kabul görür. Hiçbir şey Allah’ın dengi olamaz. Her şeyi yaratan, her şeyi de yönetme hakkına sahiptir. Hak tealanın zatının yüceliğine delalet eden sıfatlara ULUHİYET, kulları ile alakalı sıfatlarına da RUBUBİYET denilir. Öyleyse sen, hiçbir şeyi seni yaratanın seviyesinde görmemelisin! Hiçbir şeyi de gönlünde putlaştırmamalısın!

Her zaman ve her yerde yalnız Allah’a güven: Allah’tan başkasına güvenmek, imanı bozar. Allah’a güven duymayan, kendisine dahi güven duyamaz. Kendi iradesini her şeyin üstünde kabul eden daima aldanmıştır. İşlerinde Allah’ı kendisine Vekil edinen, ebedi selamettedir. Buna Tevekkül derler. Bu ise; bütün hallerinde Allah’a yönelmen ve O’nun dışında kalan her şeyden kendini çekip çevirmendir. Unutma ki O, seni daima görmekte, işitmekte ve senden haberdar olmaktadır. Sığınılacak ve güvenilecek olan sadece O’dur. Şu halde Tevekkülün Allah’a tam olsun. Kurtuluş ümidini Allah’a bağla! Zafer ve başarıyı ancak ondan bil! Bil ki, Tevekkülsüzlük, imanı ortadan kaldırır.

Nimetleri görmezlikten gelme!: İnsan Allah’ın mülküdür. İnsana verilen her şey Allah’ın takdiri iledir. O’nun takdir etmediği bir şeyi insanın elde etmesi mümkün değildir. Sana verilen maddi ve manevi nimetlerin Allah tarafından verildiğini kabul etmelisin! Seninle bir kafir arasındaki en mühim fark budur. Kafir, elde ettiğini kendi kazancı olarak bilir. Mü’min ise eline geçen nimeti, Allah’ın kendisine olan ikramı olarak kabul eder. Kafiri küfür bataklığında bırakan, nimetleri görmezlikten gelmesi ki buna ‘küfranı nimet’ tabir olunur. Kafir, Allah’ın verdiklerine karşı nankörlük etmesi yüzünden oralara düşmüştür. Mü’mini ulvi makamlara yükselten de, her bir nimette, o nimeti vereni görüp, ona şükretmesidir. Öyleyse sen, sahip olduğun her bir nimette, o nimetin sahibini görmeye ve anlamaya çalış. Sahip olduğun hiçbir şeyi kendine ait bilme. Hem sonra unutma ki; insan sahip olduğu bütün nimetlerden sorguya çekilecektir! Nimet varsa, hesap da vardır. Nimet yoksa, hesap yoktur. Sana verilene şükürle karşılık ver. Her nimetin şükrü, nimetle mütenasip olmalıdır.

Allah’ı aradan çıkarma: Bil ki: Allah’ı hiçbir işe karıştırmamak imanı yok eder. Allah her işe hüküm koyandır. Her işi takdir ve tayin edendir. Öyleyse hava bulanık olduğunda, hava niye bulandı!.. deme. Onu öyle dileyen vardır. O’nun işine karışma. Sen sadece tedbirini al. Sonra da O’nun işindeki hikmeti görmeye çalış. Yoksa en ufak bir söz veya düşünce ile, Allah ile olan bağlantını kesersin. Şu söze kulak ver: “Deme niçin şu şöyle! Yerincedir ol öyle! Bak sonunu seyreyle! Görelim Mevla neyler, Neylerse güzel eyler.” Rabbinin her işinde akıllara durgunluk veren sayısız hikmetler vardır. Bunu ancak ince bir akla sahip olan Kamil zatlar idrak edip kavrar. Şu halde; hiçbir zaman Allah’ı bir kenara bırakma. O’nu aradan çıkarma.

Allah’tan başkasının rızasını gözetme: Ey aziz kardeş! İlahlık isnat edilen zatın yaratıcı olması, zararı giderici, faydayı temin edici, yaşatıcı, öldürücü ve diriltici olması ve ahirette de insanları toplamaya, hesap ve cezalandırmaya muktedir olması gerekir. Bu da ancak Allah tealaya mahsustur. Bütün bu vasıfları üzerinde bulunduran zat ancak ve ancak İlah olabilir. İlah olan zatın da, rızası gözetilir. Çünkü sayılan özellikleri üzerinde bulunduran, imha etmeye de, ihya etmeye de muktedirdir. Bunun için, rızası gözetilecek ancak ve ancak O’dur. Öyleyse sen her zaman O’nun rızasını her şeyin üstünde tut. O’nun hükümleri ile amel et! O’nu hatırından hiçbir zaman çıkarma!

Allah’ın yerine başkalarını koyma: İmanı açıkça ortadan kaldıran hususlardan biri de budur. Bu ister bir makam olsun, ister bir sistem olsun, isterse herhangi bir şahsiyet olsun, fark etmez. Herhangi bir şey Allah yerine konulur veya Allah gibi görülür veya sevilirse, bu durum imanı ortadan kaldırır. Zira bu, başka varlıkları Allah yerine koymak demektir ki, imanı tamamen yok eden bir olaydır. Bunun için: ‘Nefis en büyük puttur’ sözünü unutma! Nefsin çirkin vasıfları, seni daima Allah’dan uzaklaştırmaya sebeptir. Onun için nefsin çirkin vasıflarını tamir etmelisin!

İslam’dan ve içindeki hükümlerden razı ol: Şunu bil ki İslam; Allah tealanın gönderdiği Din ve Şeriat-ı Muhammediyye de o dinin en son hayat nizamıdır. Bundan sonra bir daha dini bir hayat nizamı gelmeyecektir. İslam’ın bütün hükümleri tamdır ve İslam kendinden önceki dinlerin geçerliliğini iptal etmiştir. Tıpkı güneş çıkınca gecenin kaybolduğu gibi. Şeriat-ı Muhammediyye, Rabbimizin bizler için dilediği kıyamete kadar baki kalacak olan hayat nizamıdır. Artık bu nizam kıyamete kadar geçerli olan bir nizamdır. Allah tealanın Uluhiyyetinde eksiklik nasıl mümkün değilse, Rububiyyetinde de öylece eksiklik düşünülemez. Dolayısı ile, Uluhiyyeti ile irade edip, Rububiyyeti ile tanzim ettiği dinden olan bir şeyi fazla görmek veya herhangi bir şeyi dine ilave etmek, imanı yok eder. Öyle ise, İslam’ın hükümlerinden razı ol. Çünkü O, dünya ve ahiret mutluluğunun ilacıdır.

Ahiret hayatı yerine dünya hayatını hedefleme: Sakın ola ki, ahiret inancını hatırından çıkarma. Yoksa hayatı çılgınca yorumlarsın. Kötülük yapmaktan sıkılmaz, zulüm yapmaktan zevk bile alırsın. İnsanı ancak Ahiret inancı istikamet sahibi yapar. Dünya hayatını hedefleyenler, kendilerini ebedi hüsrana atarlar. Öyleyse sen, ahiret hayatını hedefle! Dünya ve içindekileri sadece bir gölgeden ibaret bil! Nasıl ki; güneşe yönün çevrildiğinde, gölgen seni takip ederse, sen de ahirete yöneldiğin zaman, dünya senin peşinden gelir. Ama güneşe sırtını çevirirsen, gölgen önüne düşecek ve sen gölgeni ne kadar geçmek istesen de, geçemezsin. Unutma! Seni her zaman bu gerçeğe eriştirmek isteyen Üstadının özlü tavsiyeleridir bunlar. Allah bizleri o gerçeğe eriştirsin. Amin.

Kitap ve Sünnetin hükümlerini hafife alma: Bil ki, Allah dinini oyuncak olsun diye va’zetmedi. Dinini yaşanması için gönderdi. Bu güzel dini hafife alanlar ister inananlardan ister kafirlerden olsun, aynı duruma tabidirler. Bu dini alıp yaşayanlar Allah katında yücelirken, hafife alıp alay edenler alçaldılar. Allah teala Peygamberini itaat edilmek üzere ve dinini de yaşanması için gönderdi. Peygamberin yaşantısını da ümmeti üzerine bir model olarak seçti ki, bütün bunlarla alay eden, hakikatte Allah ile alay etmiş demektir. Allah’ı karşısına alanlar da helak olmayı haketmiş bulunurlar. Şu halde sen, bu dini yüceltenlerden ol! Dininin cahili olma! Kendine faydalı kıldığın gibi, başkalarına da bu güzel dini sunmaya çalış. Bu hususta başkaları da seni örnek alsın. Bu konuda Allah’a davet eden bir davetçinin sahip oldukları özellikleri kendinde bulundurmaya çalış. İnsanları Allah’a ve Resulünün davet ettiği şeye davet edenden daha sevimli kimse olmadığını bil!

Allah’ın helal kıldığını haram, haramını da helal kabul etme: Evet.. Helal ve haram kılma yetkisi ancak Allah ve Resulünündür. Sen hiçbir zaman bu konuda acele etme. İyice bilmediğin bir konuda, kesinlikle hüküm ifade edecek sözler söyleme. Büyükler o geniş ilim sahiline erdikleri halde, haramlığı kesinleşmemiş hususlarda asla Haram kelimesini kullanmadılar. Belki Mekruh’tur dediler. Helal ve Haram olduğu kesinleşmemiş hususlara da Mubah tabirini kullandılar. Bu hususta asla acele etmediler. O büyük Müçtehitler böyle ihtiyatlı iken, bu konuda acele edenler, belki imanlarını dahi yitirebilirler. Unutma ki, fetva vermede acele edenler, kendilerini ateşe yaklaştıranlardır. Öyleyse sen aceleci olma. Allah’ın yardımı sana, Sadakat ve Teslimiyetin doğrultusunda gelir.

Müslümanlıktan başka bir yerde şeref arama: Bil ki: İzzet ve Şeref Allah’ın, Resulünün ve Mü’minlerindir. Düşüncende müslüman olabildinse eğer, gerçekten müslümansın. Eğer düşüncende müslüman olamadınsa, şeklen kıldığın namaz, dilinle getirdiğin kelime-i şehadet sana kafi değildir. Yine bil ki: Müslümanca düşünebilmek ibadetlerin üstünde bir ibadettir. Kendisine yamalı elbise giydiği için: ‘Şerefinize yakışır bir elbise giyseniz olmaz mı?’ denildiğinde, Halife hz. Ömer (ra): ‘Müslümanlığın üstünde şeref mi vardır’ diyerek, müslümanlığın dışında şeref bulunmadığını haykırmıştır. Müslümanlığı en üstün bir şeref kabul eden kimselerden uzak kalma! Onların meclisinden ayrılma! Azınlık da olsalar, beceriksiz de olsalar, onlardan ayrılma! Bil ki; senden istenen Müslümanca yaşamandır! Müslümanca yaşayabilmen ise; müslümanlığı şiar edinenlere benzemenle mümkündür. Allah seni de beni de o şerefe layık eylesin. Amin.

Allah’ı sevenin karşısında, Allah’ı sevmeyenin de yanında yer alma: Kendileri ile teşrik-i mesai yaptığın arkadaş ve gönüldaşlarına dikkat et. Dostluk kurduğun arkadaşına iyi bak. Çok sevdiğin, gözünü yüzünden ayıramadığın kimselere iyi bak! Eğer yüzüne baktığın kimsenin yüzünde Allah ve Resulünü hatırlayamıyorsan, onunla geçirdiğin vakitlerine çok pişmanlık duyacağını unutma. Allah’ı sevmeyi ve O’na ibadeti meslek edinen kimselerden yüz çevirme! Gönlünü onlara kapama! Onlarda eksik ve kusur arama. Yüzünde parlayan Secde eserini görmeye çalış. Zira O, senin bakmak istemediğin o yüzünü Allah’a çevirmiştir. Görmek istemediğin o surat Allah’ın dergahına yüz sürmüştür. Öyleyse; Resulullah (sav) efendimizin: “Kişi dostunun dini üzeredir. Sizden her biriniz kendisi ile dostluk kurduğu kimseye iyi baksın” hadisini unutma! Kendileri ile dostluk kurduğun kimseler, Müslümanlar anıldığı zaman yüzünün rengi dönen kimseler olmasın.

Düşünce, amel ve eyleminde Sadıklardan başkası ile birliktelik kurma: Yani Salih kimseler gibi düşün. Onların düşünceleri nasıldır? Dersen, derim ki: Onlar düşüncelerinde daima Rablerinin rızasını gözetirler. Şu işimden acaba Rabbim razımıdır ki? Diye sürekli endişe duyarlar. Amellerini İhlas ile yerine getirirler. Fiil ve eylemlerinde Allah Resulü ve O’nun dostlarını örnek edinirler. İşte Salih kimseler gibi düşünür ve onlar gibi yaşarsan, İmanın selamette kalır. Onlar gibi yaşayabilmek ise; düşüncede, amelde, fiil ve eylemde onlarla birlikte olmaya bağlıdır. Kitabullahı irdelersen, O’nun baştan sona hep bundan ibaret olduğunu görürsün. Peygamber gibi düşünebilmek... Evliyaullah gibi düşünebilmek... Salihler gibi düşünebilmek... Ne büyük bir erdemliliktir. Allah teala bu hususta sana ve bana ve bütün mü’minlere başarı lütfeylesin. Amin.

Evet.. Konu başlıkları halinde verdiğim özlü ifadelere iyi dikkat et. Bunlar imanı korumak için başvurulacak başlıca tedbirlerdir. Bu tedbirlere yapışmadığın zaman, İmanının tadını tadamazsın. Bu sebeple, nelerin İmanı bozduğunu iyi bilmelisin. En büyük sermayeni elinden alıp götürecek, seni iflas ettirecek şeyleri bilmelisin. Ne kadar İman bilgisine sahip isen, o kadar da küfür bilgisine sahip olmalısın. Ta ki denge oluşsun. Fıkıh kitaplarındaki Elfaz-ı Küfür bahislerini oku. Nelerin insanı küfre soktuğunu mutlaka öğren. Sonra kendini test et. Eğer imana dair meselelerde bir müşkilin olursa, bunu mutlaka bir Din mütehassısına bildirmelisin. Zira bunun en kısa yolu budur. Mesela namazda bir sorunun olsa, bakarsın, eğer sehv-i secde yapmak kafi geliyorsa, bunu namazın sonunda yapacağın iki secde ile telafi edebilirsin. Yahut yeniden kılar telafi edersin. Ama imani konuda bir sıkıntın olursa, bunu sehv-i secde kurtarmaz. İlla bir mütehassıs bilgine müracaat etmen şarttır.

Son olarak; büyük zatların dilinden bizlere intikal eden şu tavsiyeleri sunarak Akaid bahsini tamamlamak istiyorum.

Her işinde Allah’tan kork! Şeriatın hudutlarına riayet et. İmanını tahkik edip, amellerini kontrol et. Ehli Sünnet yolunu öğren. Allah’ın emir ve yasaklarına uy. Bütün işlerini Allah’a ısmarla. İstediğini Allah’tan iste. Yaptığın amellerini gözünde büyütme. İlmi ile amel eden Salih kimselerin sohbetine devamlı ol. Cahil, fasık ve günahkar kimselerle arkadaşlık etme. Dünya sevgisi ve ehlinden uzak dur. Şeriattan, şeriata hizmet eden Tarikattan ayrılma. Allah’a ulaşmada yardımcı olacak Mürşidine sımsıkı yapış. Her türlü bid’atlerden, seni dalalete sürükleyen hurafelerden uzak dur. Başkalarının kusurları yerine, kendi kusurlarınla meşgul ol. İnsanlara nasihat ederken, nefsini unutma. Her türlü günahtan küçük olsun büyük olsun sakın. Kul hakkından velev ki kafirde olsa kaçın. Anne, baba, kardeş, eş ve çocuklarının haklarına riayet et. Kimseye zulmetme. Kafirlerin adet, gelenek ve göreneklerine yani kültürlerine uyma. Erkekli ve kadınlı meclislerde bulunma. Her gününü, ömrünün son günü, her amelini, ömrünün son ameli, her nefesini de, ömrünün son nefesi olarak bil. Dünyayı elde ederken, ahireti unutma. Her sabah ve akşam istiğfara devam et. Zikrullahı terk etme. Gerek dünyalık ve gerekse ahiretle alakalı yaptığın işlerde ölçülü hareket et. Her türlü aşırılıktan kaçın. Salihlerle beraber ol. Mü’minlere hayır duada bulun. Müslümanlar arasında ayırım gözetme. Allah’ın üzerindeki nimetlerini an. Allah ile irtibatını kesme.

Eğer bu tavsiyelere uyarsan bil ki; dört kitabın hükmüyle amel etmiş, kulluk vazifeni başarıyla ifa etmiş olursun. Allah bu hususta seni muvaffak kılsın. Bu fakiri de duandan unutma.

İBADET HAYATIMIZDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

 

Ey Hak yolcusu kardeş! İnsanın yaratanına karşı takındığı kulluk tavrına İbadet denir. İnsanı Allah karşısında kul yapan, yaratıklara köle olmaktan uzak kılan davranış biçimi, İbadetin ta kendisidir. İnsanın yaradılışındaki hikmet ve gaye de, zaten Allah’a kulluktur. Bir insan için en büyük şeref, Rabbe kul olmaktır. Bir Müslüman için bunun üstünde başka bir şeref yoktur.

Müslümanlık, baştan sona bir ibadet manzumesidir. Öyleyse ibadetini beğenerek yapmalısın. Unutma ki, sen beğenerek eda ettiğin ibadeti, Rabbin de icabet ederek kabul buyuracaktır. Şu halde İbadetlerinde gevşeklik göstermemelisin! Kabul edileceğine inanarak yapmalısın.

Yaptığın bir ibadete, icabet olunacak gibi değer ver. İbadet edeceğim de ne olacağım? Deme! Hayatının bütününü ibadetle kıymetlendir! İbadetlerden lezzet almaya çalışmalısın! Bilmelisin ki, Allah katında en çok günahkar kimse, kalbi Allah’ın zikrinden mahrum olup, ibadet zevkine eremeyen kişidir. Şu halde Rabbine kul olmanın şevki ile dolup taşmalısın.

İbadetlerden zevk almak için gecelerini iyi değerlendir. Seher vakitlerindeki fazilet anını gözet. Devamlı surette abdestli gez. Allah’ı çok zikret. Kur’an ile bağlantını kesme. Onu tıpkı bir masa takvimi gibi önüne koy. Nafile ibadetlerle Allah’a kendini sevdirmeye çalış. Namaza ağırlık ver. Bütün bunlarda seni hedefe götürecek yegane unsurun, Salihlerle beraber olmak olduğunu unutma! Emrah’ın dediği gibi:

‘‘Emrahi hal ile halin hal eyle

Kal ehlinden hemen infisal eyle,

Varıp erenlere imtisal eyle,

Seni de vasıl-ı Mevla ederler...’’

İbadetlerden zevk almak için amel ve taatın hayrını gideren davranışlardan uzak dur. Gıybet, dedi-kodu yapma. Sana yapılmasını istemediğin bir hareketi, sen başkasına yapma. Hakkın olmayan sözü söyleme. Üstadımız (rh.a) daima bize: “Her hakkı bilmek hakkımız olabilir ama, her hakkı söylemek hakkımız değildir” diyerek, en doğruya bizi iletmek isterdi. Madem ki Allah yolunda rehberimiz, örneğimiz bizim böyle olmamızı istiyor, öyleyse O’nun tavsiyelerini canımızdan aziz bilmeliyiz. Yine buyururdu ki: “Gıybet ve dedi-kodu yapan Şeyh dahi olsa, bu sebepten dolayı derhal makamdan düşer” Şu halde Şeyhlik mertebesinde bulunan kimseleri dahi bulunduğu makamdan düşüren bu seviyesiz amellerden geri durmalısın.

Bir kötülük işlediğin zaman, hemen ardından bir iyilik işle. Yapacağın o iyilik te o amelin cinsinden olsun. Yani gıybet ettin ise o kimse ile helalleş. Haram olan bir amel işledinse, küçük te olsa sadaka ver. Tevbeyi ihmal etme. Bil ki her insan hata ile müptela kılınmıştır. Ancak hata edenlerin en hayırlısı, tövbekar olanlardır. İstiğfar ile her an Allah’a yönel. Yine bil ki istiğfar, amel ve ibadetlerdeki noksanları tamir eder. Hatta kişilikteki olumsuz karakterler dahi tamir eder. Ahlakı düzene koyar.

Yine ibadetlerdeki lezzeti, alemdeki eşya ile aranda ünsiyet oluşturman sayesinde elde edebilirsin. Erzurumlu İbrahim Hakkı efendi: “Tasavvuf; Rahmanın yaratıkları ile iyi geçinmektir” der. Eşyaya baktığın zaman onların tesbihini işitmeye çalış. Onları işittiğin zaman, kendi ibadetlerin gözünde küçülecektir. Yaptıklarını az bulacaksın. Böylece ibadet etmek sana gıda olacak, huzur ve rahatı onda bulacaksın.

 

 

1 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz?Bağlantı

12/4/2007 - RİNDİŞEYDA ABLAN DAN HEDİYE...........

 

Gerçek anlaşılınca...  

                                        
Zülkarneyn Aleyhisselam ordusuyla gece yolda giderken ordusuna:
- Ayağınıza takılan şeyleri toplayın, diye emir verir.
Ordu bu emri duyunca; içlerinden bir grup:
-Çok yürüdük, çok yorgunuz. Gece vakti bir de ayağımızı takılan şeyleri toplayarak boşuna ağırlık mı yapacağız. Hiçbir şey toplamayalım, diyerek hiçbir şey toplamıyorlar.
İkinci grup ise;
- Madem Komutanımız emretti, birazcık toplayalım, emre muhalefet etmeyelim. Zira ordun komutanına itaat etmek gerekir, diyerek az bir şey topluyorlar.
Üçüncü grup ise;
-Komutanımız bir şeyi boşuna emretmez. Muhakkak bildiği bir şey vardır. Bir hikmete vardır, diyerek bütün abalarını ağzına kadar doldururlar.
Sabah olduğunda bir de bakıyorlar ki, meğer bir altın madeninden geçmişler de, ayaklarına değen şeylerin altın olduğunun farkına varamamışlar. Bunu anlayınca:
Hiç almayan birinci grup;
-Ah niçin almadık! Nasıl dinlemedik komutanımızın sözünü. Keşke alsaydık! Bir tane bari alsaydık diyerek pişman oluyorlar.
Az alan ikinci grup ise;
-Ah ne olaydı da biraz daha fazla alsaydık. Ceplerimizi, abalarımızı hınca hınç doldursaydık diye sitem ediyorlar kendilerine.
Çok alan üçüncü grup ise:
- Keşke gereksiz, lüzumu olmayan eşyalarımı atsaydım, daha çok toplasaydım. Her şeyimizi doldursaydık, daha fazla alsaydık diyerek, fazla almalarına rağmen üzülüyorlar.

İşte bu misalde olduğu gibi, Ahirette bütün insanlarda bunun gibi ağıtlarda bulunacak.
Kafir olan;
- Keşke iman etseydik, keşke inansaydık da hiç olmasa Cehenneme girdikten sonra iman etmemiz sonucunda Cennete girseydik,ebedi cehennemden kurtulsaydık,
Mümin, fakat az sevabı olan;
-Keşke biraz daha sevap işleseydim de, biraz daha ikrama mazhar olsaydım.
Mümin,çok sevabı olan ise;
-Ah ne olaydı da Makamımı biraz daha yükseltecek bir vakit daha namaz kılsaydım, biraz daha fazla sadaka verseydim,oruç tutsaydım, biraz daha sevap işleyecek ameller yapsaydım... diyeceklerdir.

Rabbim bu misallerden ders almak nasip etsin...

 

1 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz?Bağlantı

11/4/2007 - FRANKS 'TAN ÖMERE MEKTUP TEVFİK AMCANDAN HEDİYEDİR

Kategori: siir

FRANKS'TAN ÖMERE MEKTUP

 

Ben yanki Franks

haberim olmaz mı

yazdığın mektuptan Ömer

bilmez miyim

demokrasi yağdığını göklerden

size nasıl özgürlük getirebilirdik

paletleri üstünüzden

geçirmeseydik eğer.



demokrasi sizin evi de vurmuş

ayakların kopmuş Ömer

Babanın sırtında açılan

on sekiz delik

insanlık adına, barış adına,

özgürlük adınaymış meğer.



Annen zaten

 sen doğarken ölmüş

ilaç yokluğundan

sen küçüksün, anlamazsın

ambargo falan

bizim en güzel oyunumuzdur

insanlık adına yapılan talan



Bizde barış böyledir Ömer

bırakırız hastanede

ayaklarını çocukların

yoksa güpe- gündüz

bombalamak pazar yerini

demokrasi olmasa

insan hakları olmasa

hangi kutsal kitabın içine sığar.



Bizde demokrasi böyledir Ömer

ateş düştüğü yeri yakar

dünyayı ayağa kaldırmazsak

üç balına için

sonra bizi kim takar.



2 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz?Bağlantı

11/4/2007 - TEZKİYE-İ NEFS

 

         

Anlamını bilemediğimiz menfaatler uğruna,

Nefislerimizi haklı çıkarıp,

Vehmi kaygılarla mutluluğumuzu kahra dönüştürmek

sanki zorunlu ahvalimiz oldu.

Doymak bilmeyen hırsın israf kar tüketiminde

sonsuz İstek ve hayallerle avunur olduk.

İnandık deyip, bir türlü inanamadığımız,

Yaşıyoruz deyip, taklidi roller kesip kendimizi

Aldattığımız dinimizle,

Her gün alay ettik ve edenleri alkışladık.

Öyleki önce en kutsal değer gördüklerimizi

Yavaş, yavaş sarstılar, sarsıldık.

Karşı çıktık sindirdiler,

Bitmeyen kin ve mukavemetlerimiz oldu,

susturdular, sindirdiler.

Ve o rahmet sağanağı gözyaşlarımızı bile dindirdiler.

 İtikadı sapmalar dikta edildi,

İnan” dediler,  inanmadık inanamadık.

Öylesine fikri bombardıman yaptılar ki hiç bıkmamacasına.

Ta ki; biz inanmasakta yeni nesile inandırdılar.

İsmine “hristiyani skolâstik propaganda” denilen

Yaldızlı kimliğini saklayıp çağdaşlıkla sundular

Bu yetmedi müfredatı resmileşmiş kölelik,

Bir ideoloji olup karşımıza kültür olarak çıktı (yani kültür emperyalizmi).

Viyana’da bizi görünce şaşıran ve korkanlar

Onlarca haçlı seferinde başaramadıklarını

Kalleşçe ve haince soykırımlarla sundular

Sosyal adaletin iman direnişinden sonra

Kimliğini gül hane hattı hümayununda

Masonlarla öylesine temsilleştirdiler ki;

Zehir altın tasta bal şerbetiyle sunuldu.

Dil, ata dili Osmanlıca Türkçesi

Edebiyat, gibi milli kültürümüz bitirildi

Öyleyken İngiliz, Fransız ve Alman özentisiyle

Önce şehirlerin burçları yıkıldı.

Emperyalistler kültür bombası kullanıyorlardı.

Çanakkale geçilmezdi belki,

Belki imanlı gönüller bir öldü bin dirildi lakin

Kutsal sayılan değerler topraktı

Ve toprak gerçekten mukaddesti.

Hiçbir önder taviz vermezdi, bu hak ve ammeden

Abdülhamit (cennet mekân) gurbet iklimlerde...

Gözlerini sırf bu uğurda, sürgünde kapadı.

Küfrün tüm güçlerine rağmen,

Çanakkaleler geçilemedi, belki

Tarihinden geçildi,

Ebed müddet ons ekiz milyon km.

Topraklardan geçildi,

Kutsal değerlerin her birinden geçildi.

Sözde aydın, sözde çağdaş,

Batı haçlı zihniyeti A.B. olup geldi dikildi

Can evimizin tam göbeğine.

Milletin karşısında onlar ne istediyse

Millete ters gelsede bi şekilde kabul ettirdiler.

Öyleki milletin vekilleri hayır desede

Mecliste bir avuç elit güçle geçildi.

Ülke çıkarları hiçe sayılıp,

kültür emperyalistlerinin devşirdiği

Vahşi kapitalizmin bitmeyen iştahı

Ve şehveti uğruna mazoşist ruhlar

Develasyon ve enflasyon dalavereleriyle

Bankalar ve borsa oyunlarıyla

Devlet kutsalına en büyük darbe vuruldu.

Milletle devletin arasında kara vicdanlı,

Kara şövalyeler öylesine nifak hendekleri açtı ki;

Orta çağdaki şatolarda halktan uzak,

Zevk ve sefa içinde ki lortlar ve baronlar gibi,

şatoların etrafına kazılan derin hendekler,

şimdilerde devlet mantığında

Diplomat ve teknokrat olup,

Yaşam müfredatlarını mevzuatı mantığına uydurup,

Halkı sürekli uyuşturup uyuturken,

Şeytana pabuç çözdüren,

Deccal dilli şaklabanların

Onur, şeref, namus duyguları olmayan

Gayeleride bunların tamamının kaldırılması olan

bir kısım nerden türediği belli,

Hilkat garibesinin sanat diye sunduğu

kepazeliklerle gülmekten,

Düşünüp te olup bitene mana veremeyen

Kuzu gönüllü halkımız nereden bilsin ki?

Kurtların kuzu çobanı olabildiğini.

 

Batı, batarken barbar dünyasında

Bayağı yaşamının bataklığında,

Batmayan islamın o aydınlatıcı güneşinde,

bambaşka bir insan olarak

ilimde ve fende karşımıza çıkarken,

acep özünü yitirmiş sahte aydınların

kuvvet ve kudreti kanun hükmündeki

“olmazsa olmazları”

daha ne kadar payidar kalır ki?...

 

Zulmün z*******i, zaferin zilletini

Hissettirinceye kadar,

Sahtelerin şişirilmiş, hayali kudretlerine Kapılanlar

Kahhar, olan Allah’tan

Dahamı kudretliler ki;

Kuru gürültülerle hala aldatmanın hesabındalar.

Bu sebepledir ki temenni ve dua sığasında

Niyaz kasdıyla bir kez daha

La ilahe illa ente

Subhaneke inni küntü minezzalimin”

Diyen Yunus(as) gibi

Nefsimizi tezkiye ederek, nimete nankörlük eden

Kötü alışkanlıklarımızdan beri bir gönülle

Yalnız sana ya Rab! Kulluğumuz.

Yalnız senin yolunda gönlümüz,

Yalnız seni anar dilimiz,

Yalnız sana yönelir kıblemiz,

Yalnız sana secde eder alnımız,

Bize iman, islam ve ihsanla esenlikler nasip eyle! Âmin. 

 

                                  GÖNÜL DOSTU

yok yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz?Bağlantı

7/4/2007 - UMUT DUASI(RİNDİŞEYDA ABLANDAN KÜÇÜK Bİ HEDİYE SANA CANIM)

elhamdulillah

 

 

Buruk akşamüstü sularında,

dağların esintilerinden

Hasretlik yurdunun hüzün yüklü sevdasını hissederken,

Gönlümün özlerinde bir acıyla yangısı her yanımı kaplar.

Dayanılmaz ümitsizlik içersinde eriyip yok olmak isterim.

Tam o ara bir ilham doğar gönlüme ve

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” sözünün

Manevi kılavuzluğunda kendimi toplar silkinirim.

O umutsuz yeislerden kurtulur ve yönelirim

Duygularımın umut yüklü haz mevsimlerine.

Sıcak Peygamber hasretinin gönül senaları,

İçimde umudun çiçeklerini açtırırken;

O gelir gönlüme, onun çağlara muştulanan sözleri,

Çınlar kulaklarımda

Yeryüzünde Allah diyenler bulundukça kıyamet kopmaz

Allah’a savaş açanların, bu kelimeye olan

Hıncına muhatap olarak horlanmalar,taciz edilmeler

Yücelik ve fazilet değerleri taşıdığını anlayarak,

Böylesi suçla suçlanmanın,

Hizbullah” olunmanın defterine kayıtlanıldığını

Bilerek mutluluğu hissettim gönlümde.

Kira men kâtibin vasfını şahsımız adına yüklenmiş

Melekleri, bu manevi ziyafetlerden mahrum etmenin

Acısını, bir kez daha sorguladım gönlümde.

Gönlümün cevabında:

Sevginin öksüz ve yetimlerini,

Yalnızlık ve karanlıklarında bırakmamamı

Beyan eden çığlıklar ile gözyaşlarıyla karşıladığını gördüm.

İnsanlar geldi gözümün önüne,

İnsan olmak ayrıcalığını anlamanın,

Bütün çağların efendisini anlamadan,

Bilebilirler miydi o insanlar, mümkünmüydü bu?

Eğer mümkünse niçindi, niçindi putlar,

niçindi taşlaşan gönüller?...

Suların aktığı taşların arasında, taş olmaktan bıkanlar,

Belki suyunun temizlenmesinin sırrında saflaşarak,

Saf bir gönülle fark edebilirlerdi.

Uykunun mahmurluğundan uyanıp ta, fark edebilenlerdi

O fark edilmesi gereken kılavuzun sözlerindeki sırrı.

Demiyormuyduki:

İnsanlar uykudadır ölene dek, ancak ölünce uyanacaklar”

İş bu duyguların muhatabı olanlar,

Bir canhıraş feryadın azmiyle sonuna kadar varız,

Ölmeden önce ölmeye,

Bu sözleri algılayan biri olup ta ayrı düşünmek olurumu?

Elbette dağlara yağan karlar, saf ve temizdir.

Saf karların aşk ve şevkle çağlayıp ta,

Dağların eteklerinden ırmaklarla akması devam edecektir

Çünkü “er insan” olmanın samimiyeti,

Bir gönülde inşirah eder ise,

O insan ahdin vefalısı olup, akarken gönül ırmaklarından,

Ne taşacak, nede bendini aşacaktır.

belkide etrafına yeşillikler oluşturup,

Sakince gayesi umman olan hasretlik denizine akacaktır.

Bu akmaya gönüllü olanlar ile birlikte,

Etrafa hayat bahşederek bu sabır ve cehdini

Allah’ın Ona nasip eylediği kadar devam ettireceğini

Bir kez daha teyit edip, ilmin azığına emel eylemiş,

Gönlü saf ahiret gönüllülerine

Peygamberin gül maverasından rayihalar dolmasını,

Dünyanın amaç değil, araç olduğunun bilmesini

Karanlık dünyamızdan, ahiretteki aydınlıkları görmesini

Dua eyleyerek esenlikler diliyorum.

                                                          GÖNÜL DOSTU.

 

 

http://annelerimiz.blogcu.com/ dan alınmıştır.yüregine saglık efendim..

yok yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz?Bağlantı

3/4/2007 - GEL İMANIM GEL

Kategori: siir

 

 

Cennet-i Baqii 'nin genel gorunumu (Baqii, arapcada bahce demektir)

cennet -ül baki

Azrail geldi cöktü yanıma

dönemem kardeşler yandan yanıma

Ecel pençesini vurdu canıma

Gel imanım gel yoldaş ol bana

 

kazanım kurdular dumanım tüter

Hocalar oturmuş kefenim bicer

Annem babam aglatıkca belim büker

Gel imanım gel yoldaş ol bana

 

kazanım kurdular suyu dolunca

kefenim biçtiler boylu boyunca

Ecel şerbetinden ictim doyunca

Gel imanım gel yoldaş ol bana

 

İki kişi gelmiş kabrim kazar

Babam durger olmuş kabrim düzer

kardaşlarım oturmuş boyun büker

gel imanım gel yoldaş bana

Annem babam agladıkca belim büker

Gel imanım gel yoldaş ol bana

                             makamı Abdullah baba yanında kıymetli validemiz Amine meliha annemiz

 

 

 

 

3 yapılan yorumlar> • düşüncelerinizi yazmak istermisiniz?Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

BAKIP SENİ GÖREN AŞIK BAŞKA CEMALİ NEYLESİN DOSTLUĞUNA EREN SADIK BAŞKA VİSALİ NEYLESİN


Image Hosted by ImageShack.us



























SALiHREiS




!!!YÜREK DÜŞÜNÜR DİL SÖYLER...DİL SÖYLER ELLER İŞLER.....İŞTE İŞLENEN NAĞMELER..!!!

HAK SEVDASINA CARPAN KALBE GÖNÜL VEREN DOSTLAR...!!!

!!!GÖNÜLDEN KOPAN MEKANLARA ULAŞACAĞINIZ LİNKLER... !!!

Kategoriler:



!!!BLOGUMU SİTESİNDE GÖSTERMEK İSTEYENLER İÇİN BANNER KODLARIM...SECİP ALA BİLİRSİNİZ.....!!!

BLOGUMUN BANNER KODLARI

RindiŞeyda'nın ikinci blogunun banner kodu :




RindiŞeyda'nın bannerlerini bloğunuzda yayınlamak isterseniz alabilirsiniz:



1. resim için banner kodu:


2. resim için banner kodu:


3. resim için banner kodu:


4. resim için banner kodu:

BLOGUNUZA EKLEMEK İSTERSENİZ BUYRUN BANNERİM :





!!!...:::DİKKAT:::...!!!...:::DİKKAT:::...!!!...:::DİKKAT:::...!!!...:::DİKKAT:::...!!!...:::DİKKAT:::...!!!

AŞŞAĞIDA GÖRDÜĞÜNÜZ BLOGLAR GÖNÜLLERİ..ÖZLERİ SÖZLERİ BİR OLAN GÜZEL YÜREKLİ İNSANLARIN REKLAM TANITIM BANNERLERİDİR.....!!!

DOST BLOGLAR

YORGUN1307


>


kiremitin banner

KİREMİT





Guncel haber, Forum, ilahi portali

KİTABOOKU


!!!İSLAMİYET GÜNEŞ GİBİDİR; ÜFLEMEKLE SÖNMEZ. GÜNDÜZ GİBİDİR ;GÖZ KAPAMAKLA GECE OLMAZ.GÖZÜNÜ KAPAYAN YANLIZCA KENDİNE GECE YAPAR... !!!

myspace

NesliNurSema



Es-selam.net Din Portali- Hizmet Nimettir!!! Şükür ALLAH'a. Nasiplenenlerden Olmanız Umuduyla... Es-selam... .com/register.php?pbaffsite=13" target="_blank">Free Image Hosting @ Photobucket.com!

Get Your Own Chat Box! Go Large!

src="http://img456.imageshack.us/img456/8699/cooltext44808772oc1.gif" border="0" alt="Fare İmleçleri ve link efekt kodları">